İçeriğe geç

Doktor kelimesi büyük mü yazılır küçük mü ?

Doktor Kelimesi Büyük Mü Yazılır, Küçük Mü? Bir Genç Yetişkinin Günlüğünden Bir Hikaye

Kayseri’nin Sıcak Akşamlarında Düşünceler

Bazen bir kelime, bir dünyayı içinde taşır. Mesela “doktor” kelimesi. Kayseri’nin soğuk, bir o kadar da samimi havasında yürürken, başımda bir düşünce dolanıyordu: “Doktor” kelimesi büyük mü yazılır, küçük mü? Ne kadar da basit bir soru, değil mi? Ama kelimelerin gücünü anladıkça, bu sorunun bile içinde bir anlam derinliği arıyorsunuz. Ve Kayseri’nin taş sokaklarında, akşam güneşi biraz alçalmışken, ben de bu derinliğe iniyordum.

Düşüncelerimin Yolu: Bir Kelime, Bir Dünya

Kayseri’de, sıcak yaz akşamlarının tadı biraz farklıdır. Çay, elinden düşmeyen esnafın ellerinde, kırmızı tuğlalardan yapılmış evlerin arasına sızan güneşin ışıltısıyla yavaşça evlere akarken, ben de bir banka oturuyorum. Çevremde sesler var. Herkes kendi dünyasında ama yine de aynı gökyüzüne bakıyoruz. İçimde, az önce bana gelen bir mesajı düşünmekten başka hiçbir şey yok. Bir arkadaşım, yeni doktor olmuştu ve mesajında “Bana doktor diye hitap etme, adım Emre!” yazıyordu. O an bir anda kafamda çakan yıldırım gibi bir soru belirdi: “Doktor” kelimesi büyük mü yazılır, küçük mü?

Ama o kadar basit bir soru değilmiş meğerse. İçimi kaplayan o tuhaf duygular, bana sadece kelimenin doğru yazımıyla ilgili olmadığını anlatmaya başlıyor. Bu kelimeyi, bir unvan olarak ne kadar içselleştiriyoruz? O anı düşündüm. Doktor olmanın sadece bir meslek unvanı olmadığını, bir hayat tarzı, bir sorumluluk taşıdığını fark ettim. Emre’nin o cevabı, “Bana doktor diye hitap etme” demesi, o kadar netti ki… Doktor kelimesi sadece bir işin adı mıydı?

İçimdeki Sorular ve Emre’nin Cevabı

Emre’nin “doktor” olma yolculuğu, benim için bir dönüm noktasıydı. Henüz çok gençti. Hala üniversite sıralarındayken birlikte dersler almıştık. Ancak o zamanlar, Emre’nin “doktor” olma yolunun başladığını hiç düşünmemiştim. Ne garip ki, işin içine girince meslek, statü, unvan kavramlarının arkasında bambaşka bir dünyaya adım atıldığını fark ettim.

İlk kez “doktor” kelimesinin ne kadar önemli olduğunu düşündüğümde, sadece unvanı için yazılabilecek bir şey olmadığını, aynı zamanda bir kişiyle ne kadar ilişki kurduğumuzu, nasıl hissettiğimizi de kapsadığını anlamıştım. Emre’nin mesajındaki ton, sadece mesleki bir kimliği değil, kendisini de ifade ediyordu. Bu kelime, yalnızca akademik bir başarıyı temsil etmiyor, bir insanın değerini ve neyi başardığını da anlatıyordu.

Benim için, “doktor” kelimesi, meslekten çok bir kişiliği yansıtıyordu. O an Kayseri’nin sıcak havası, bir anda bana çok soğuk gelmişti. Bu kadar derin bir şey, bu kadar basit bir kelimeyle açıklanabilir miydi? Kayseri’nin taş sokakları, o an bir anda düşüncelerimin labirentine dönüştü. Her köşe, her dönüş bir başka anlam taşıyordu.

“Doktor” Unvanının Yükü: Küçük Harflerle Yazılsa Ne Olur?

Akşam, Kayseri’deki sokaklar yavaşça kalabalıklaşırken, bu düşünceler zihnimde dönüp duruyordu. “Doktor” kelimesi küçük harflerle yazılsa ne oluyordu? Unvanın gücü yok muydu, yoksa küçücük bir harf mi tüm bu derinliği oluşturuyordu? Belki de kelimenin büyüklüğü, toplumun ona yüklediği anlamdan, kişilerin o unvana bakış açılarından daha önemliydi.

Kendimi bir an Emre’nin yerine koydum. “Bana doktor diye hitap etme” derken ne demek istemişti? O, sadece “doktor” unvanını reddediyor muydu? Hayır, aslında o unvanı yalnızca bir meslek olarak görmek istemediğini, bir insanın “doktor” olmasının ötesinde başka bir kimliği de olduğunu anlatmak istiyordu. Belki de, Emre’nin bu cevabı, o kadar genç bir yaşta dünyaya bakış açısının ne kadar derin olduğunu gösteriyordu.

Bir Başka Perspektif: Kendimi “Doktor” Olarak Hayal Ediyorum

Kayseri’de, bir çay bahçesinde oturmuş, bu soruya cevap ararken birden kafamda başka bir düşünce beliriyor. “Peki ya ben?” dedim. Bir gün ben de “doktor” olur muyum? Hayal ettiğimde, meslek unvanı kadar, o unvanın bende yarattığı değişimlere de odaklandım. İnsanlar bana nasıl hitap ederdi? Hangi kelimeyle tanımlanmak, hangi şekilde saygı görmek isterdim?

Bu düşüncelerle akşam yavaşça geceye dönüşürken, Kayseri’nin çarşısından geçtim. Kalabalıklar, konuşmalar, sesler birbirine karışıyordu. Bir anda şunu fark ettim: Kelimeler ne kadar küçükse, anlamları o kadar büyük oluyor. “Doktor” kelimesinin büyüklüğü, sadece harflerle ilgili değil. İnsanların onu nasıl algıladıklarıyla ilgili. Evet, belki de doktor kelimesi sadece bir unvanın ötesinde, insanın kendi kimliğini tanımlayan bir etiketti. Bu yüzden, o kelimeyi büyük ya da küçük yazmak, belki de hiç de önemli değildi.

Sonuçta…

Şu an, yazdığım bu satırlarda, Kayseri’nin yaz akşamı biraz daha serinlemişken, “doktor” kelimesi ne büyük, ne de küçük. O, insanın taşıdığı sorumluluğu, yaptığı işi ve başardığı şeyi yansıtan bir kelime. Her bir harfi, bir yolculuğu, bir hayali ve belki de bir hayatın en derin duygularını içeriyor. Bu yazıyı yazarken, o sorunun cevabı aslında çok basit bir şey değil: “Doktor” kelimesi küçük harflerle yazılsa da, o kelimenin içinde yaşananların büyüklüğü, değişmeyecek kadar güçlü.

Kayseri’nin o taş sokaklarında, eski bir çay ocağında bir çay içerken, hayatımın ne kadar derinleşebileceğini fark ettim. Kelimeler ne kadar küçük olursa olsun, anlamları bir ömre bedel.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino mecidiyeköy escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!